|
WİLLET DİYET PROGRAMI III
Geçen bölümde söz edilen “ensülin direnci”nin tip 2 adı verilen
diyabet türüne yol açmadığı sürece önemsenmeyeceği kanısı vardı.
Veriler ensülin direncine sahip kişilerin pek çoğunun diyabet
hastası olmadığını ancak kalp hastalığı, yüksek tansiyon, alkole
bağlı olmayan karaciğer hastalığı, polikistik yumurtalık sendromu ve
bazı kanser türleri riskinin yüksek olduğu göstermektedir.
Walter Willet beslenme konusundaki görüşlerini bir piramit
çerçevesinde şöyle anlatıyor.
Piramit’in geniş tabanında egzersiz ve bol olarak yenmesi gereken
yiyecekler var. Tam tahıllar her öğünde yenmelidir. Sebzeler bol
miktarda yenmelidir. Bitkisel yağlar her öğünde yenmelidir.
Meyve günde 2-3 öğün yenmelidir.
Fındık ve baklagiller günde 1-3 öğün yenmelidir.
Süt ürünleri ve kalsiyum hapları günde 1-2 öğün yenmeli ve
alınmalıdır.
Balık, kümes hayvanları, yumurta günde 0-2 öğün yenmelidir.
Piramit’in en üstünde yer alan kırmızı et, tereyağı ve beyaz pirinç,
beyaz ekmek, patates, makarna ile tatlılar az yenmelidir.
Willet programında, patates sebze kategorisinden çıkarılmıştır.
Willet’e göre “patates nişasta sınıfına dahil edilmeli. Patates toz
şekerle aynı hızda glikoza dönüşüyor.”
Willet ayrıca mucizevi besin olarak göklere çıkarılan soyanın da
bazı karanlık yönleri olduğunu ileri sürüyor. Makul miktarlarda
tüketildiği sürece yararlı olduğunu belirtiyor.
Bir diğer öneri, kadınların süt ve sütten yapılmış ürünleri tek
kalsiyum deposu olarak görmemeleri. Yeşil yapraklı kalsiyum içeren
sebzeler, kalsiyum hapları ve spor daha yararlı.
Yumurta Willet tarafından savunuluyor. ABD’de kolestrol korkusu
yüzünden yumurta gözden düşmüş olsa da yumurtanın kalp krizi
olasılığını artırdığı yolunda bir araştırmanın söz konusu olmadığı
belirtiliyor. Kahvaltıda beyaz undan yapılmış açma yerine bitkisel
yağda pişirilmiş sahanda yumurtanın daha sağlıklı olduğu öne
sürülüyor.
Doymuş yağlar doymamışlara karşı
Doymuş yağ, yağ moleküllerinin karbon zincirleri üzerinde bulunan
her bölümün hidrojen atomu ile dolu olması anlamına geliyor. Hayvan
yağlarının oluşturduğu bu grup oda sıcaklığında katı haldedir.
Doymamış yağlar, zeytinyağı gibi “mono doymamış” yağlar, soya,
mısırözü yağı gibi “poli doymamış” yağlar olmak üzere ikiye ayrılır.
Daha çok doymamış yağ yiyenlerin kalp krizi geçirme riski doymuş yağ
yiyenlere karşı daha düşüktür. Doymuş yağlardan elde edilen
kalorinin bir miktarını doymamış yağlardan elde etmek riskleri aza
indirecektir.
Son söz olarak Willet, önerilerinin kısıtlayıcı olmadığını, bazı
yiyeceklerin yenmemesini değil yerine başka şeylerin yenmesini
önerdiğini belirtiyor.
(Cumhuriyet Gazetesi, Bilim Teknik Eki, 14 Şubat 2004, Reyhan Oksay)
“Willet Diyeti” sağlıklı besin maddelerine
dayanmaktadır. Bu nedenle herkes kendi damak tadına uyarlayabilir.
Diyet beslenme konusunda gerçekleştirilmiş en
kapsamlı araştırmaya dayanıyor.
1976 yılında Harvard Üniversitesi
profesörlerinden Frank Speizer tarafından başlatılan araştırmaya
121700 kişi katılmıştır.
Araştırmaya eşit sayıda kadın ve erkek ile iki
jenerasyon katıldı.
Willet’in sağlıklı besin piramidi Amerika Tarım
Bakanlığı’nın besin piramidinden farklı özelliklere sahip. 1980’li
yıllarda başlayan ve günlük toplam kalori içinde tüketilen yağ
oranının %40’dan %30’a düşürülmesi önerisi sonucunda kötü sonuçlar
alındığını belirten Willet, böylece sadece yağ tüketimine dikkat
eden ürünlerin piyasaya çıktığını, fakat bu arada karbonhidrat
tüketiminin arttığına dikkat çekmektedir.
Beyaz un ve çay şekeri gibi rafine
karbohidratların aşırı tüketilmesi sonucunda amilaz denilen enzim
bunları glikoz’a dönüştürmekte ve ensülin salgılamasını
artırmaktadır.
Bunun sonucu aşırı şekerin hücrelere girmesi ve
toksik etki yaratmasıdır. Böylece hücreler ensüline karşı direnç
kazanmakta, şekeri bünyelerine almamakta, kandaki glikoz düzeyinin
yüksek kalması pankreasın daha fazla ensülin üretmesine yol
açmaktadır. Bu durum şeker hastalığının tüm sonuçlarını
göstermeyebilir.
Stanford Üniversitesi’nden endokrinolog Gerald
Reaven, ensülin direncine bağlı olarak ortaya çıkan sağlık
sorunlarını “sendrom x” adı altında topluyor. “Metabolik sendrom”
veya “ensülin direnci sendromu” olarak adlandırılan “sendromx”
yeterince tanınmıyor. Pek çok insan kolestrol ve yağ içeren
yiyeceklerden uzak durmaya çabalarken karbonhidratların yol açtığı
tehlikelerden habersizdir.
Willete’ göre 21’nci yüzyılın sorunu “ensülin
direnci” olacaktır.
WİLLET PLANI NEDİR ?
Planın temel hedefi düşük glikemik yükü
(glikoza yavaş dönüşen) olan yiyecekler üzerine yoğunlaşmak ve
glikoz düzeyindeki dalgalanmaları ortadan kaldırmaktır.
Bu yiyeceklerin başında tam tahıllar,
bitkisel yağlar ve sebzeler gelmektedir. Bunlar kan glikoz düzeyini
göreceli olarak sabit tutarlar. Sonuçta pankreas’ın aşırı çalışması
önlenir. Sabit bir kan glikozu ayrıca, iştahı da kontrol altında
tutar. Plana göre, yüksek karbonhidrat, düşük yağ yerine iyi
karbohidrat iyi yağ yenmelidir.
Willet ayrıca, bol miktarda sebze, orta
miktarda alkol ve beslenme açıklarını gidermek için günlük dozlarda
multivitamin tavsiye ediyor. Ayrıca protein kaynağı ve kalbi koruyan
n-3 yağ asitleri içeren balığın bol miktarda yenmesini doğru
buluyor.
Yenilmesi sakıncalı gıdaların başında trans
yağlar denilen hidrojenle birleştirilmiş yağlar geliyor. Bunlar
margarinlerde, kızartılmış yiyeceklerde ve paketlenmiş pişmiş
yiyeceklerde bulunmaktadırlar. Bunların doymuş yağlardan daha
tehlikeli olduğu söyleniyor.
Bu arada yürüyüşün en uygun ve ideal
egzersiz şekli olarak önemi de vurgulanıyor. Haftada ortalama 3 saat
yürüyüşün kadınların 8 yıllık bir süre içinde kalp krizi geçirme
riskini %35 azalttığı belirtiliyor. Diyet ve egzersiz birbirlerini
tamamlayacaklardır. |