<%@ Language=JavaScript %> ÇALIŞMA HAYATI
              

Ana SayfaMevzuatMakalelerGüncel BilgilerİstatistiklerSorularEnglishLinkler

Toplu İş HukukuBireysel İş Hukukuİş Sağlığı ve GüvenliğiYargı KararlarıBireysel EmeklilikKitaplarSağlıkSSK

Çalışma YaşamındanArşiv

 

GELİR VERGİLERİ ORANI İNERKEN İSTİHDAM

 Gelir ve Kurumlar Vergileri oranları indiriliyor.

Yeni adlandırıldığı şekilde küresel yatırımları ülkeye çekmek bakımından yapılan bu indirimler, kayıt dışılığın da önüne geçilmesi için bir araç olarak düşünülüyor.

İstihdam çağımız toplumlarının hayati konusu.

Özellikle sanayi devrimi sonrasında insanların kent yaşamına yönelmeleri ve bir arada yoğun şekilde çalışmaları, daha önceki dönemlerde olduğu gibi, tarımsal bağlantılarının kesilmesi gibi olgular, emek piyasasının oluşmasına ve emeğin bir üretim girdisi olarak somutlaşmasına yol açmıştır.

İşgücü piyasasında değerlendirilen emek, insan açısından da bir gelir kaynağı ve bu nedenle yaşam kaynağıdır. Çalışma yaşamının üzerinde en çok durulan konusu da ücrettir.

Yaşam için gelir ve üretim için girdi olan emeğin karşılığı ücret, istihdamı dengeleyen bir unsurdur.  

Gelir ve Kurumlar vergileri istihdam konusunda belirleyici mi ?

Kayıt dışı ekonominin alt bölümü de kayıt dışı istihdamdır. Ekonomik bir yarışma içinde olan işletmeler, kendilerine göre hesaplar yaparken bir bölüm işçiyi sigortasız çalıştırmakta ve bu nedenle de bu işçilerden gelir vergisi de kesmemektedirler. Böylece kayıt dışı çalışanlar ortaya çıkmaktadır. Kayıt dışı istihdamın nedenleri çoktur.

Birincisi ve en önemlisi, işverenlerin istihdam ettikleri işçiler nedeniyle ödedikleri, bir anlamda istihdam vergisi diye isimlendirilen gelir vergisi ve sosyal sigorta primlerinin büyüklüğüdür.

OECD tarafından derlenen 2002-03 verilerine göre, Ülkemiz istihdam vergilerinin yükü sıralamasında OECD ülkeleri içinde %42.1 ile ilk sırada yer alıyor. İrlanda ise bu sıralamada %7.4 oranı ile son sırada yer alıyor.

Bu tablonun sonucunda, DİE tarafından yapılan 2005 yılı Hane Halkı İşgücü Anketine bakarsak, toplam istihdamın yüzde 52.3’ünün, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna üye olmadığını görürüz. 

İşletmelerin yaşaması önemli

Elde ettiği gelirden daha az vergi ödeyen bir müteşebbis elde ettiği olumlu farkı yatırıma yöneltebilir, bu ise istihdam artışın yol açar. Buraya kadar doğru. Ancak işte yatırımın sürdürülebilmesi ve üretimin artırılması aşamasında karşımıza başka yükler çıkıyor. Artı gelirin yatırıma dönmesi veya üretimin artırılması için istihdam gerekiyor. Bu istihdam yükler nedeniyle yapılmazsa veya kayıt dışı istihdama yönelirse, zaten gelir veya kurumlar vergisi nedeniyle indirim yapılmasının önemi de yoktur.

Önemli olan işletmelerin yaşamlarını sürdürmeleri ve istihdam sağlamalarıdır.

Bunun sonucunda kar elde edilecek ve işte o zaman indirimler önem kazanacak, zincirleme etki yaratacaktır.

Ancak işletmeler giderek artan küresel yarışmanın etkilerini çok şiddetli hissetmektedirler. Bu aşamada bu işletmelere yardım edilmemesi halinde toplum zarar görecektir. 

Asgari ücret önemli bir ölçüttür 

Hem güncel olması bakımından hem de konuyla yakın ilgisi olması nedeniyle asgari ücretin etkilerine değinmek gerekir.

Yıllardan beri asgari ücretten vergi alınmaması işçi ve işveren kesimlerinin belirgin isteğidir. Yayınlanan asgari ücret tespit kararlarında bu istemlerini ortak olarak kayıtlara geçirmektedirler. Eğer sosyal diyalog sonuçlarını önemsiyorsak bu önemli bir işarettir.

İşçi ve işveren kesimleri, gelir vergisi engelinin kayıt dışı istihdamın büyümesinde rol oynadığı ve aynı engelin istihdamı önlediği konusunda pratikten gelen bir fikir birliği içindedirler.  

Ücretlilere indirim yok   

Asgari ücret vergi dışında bırakılsın, hemen yapılamıyor ise kademeli olarak bu düzeye çıkılsın önerileri yapılırken, Gelir ve Kurumlar vergilerinde yapılacak indirimler sırasında ücret gelirlerinde bir indirime gidilmemesi, işçi ve işverenler ile bilim çevrelerinin yıllardır ileri sürdükleri bu önerilerin dikkate alınmadığını göstermektedir.

Örgütlenmiş ve toplu iş sözleşmeleri ile ücret düzeni sağlanmış işyerlerinde ve böyle olmasa bile belli bir düzen içinde içinde çalışan işyerlerinde, işçi ücretinin brüt ücret olduğunu bilmekte, ücretinden ne kadar gelir vergisi veya ne kadar sosyal sigorta primi kesildiği konusunda fikir sahibi olmaktadır.

Ancak, istihdam edilen işçilerin çok büyük kısmı (kayıt dışı da dahil olmak üzere) kendilerine ödenen net ücret konusunda fikir sahibidirler.

Bu durumda işveren, işçi hesabına ödediği ancak işçiden kesilmesi esasına dayalı kesintileri de kendisi ödemiş gibi davranarak kolaylıkla kayıt dışına yönelmektedir. Örneğin bugün için, kayıt içindeki bir işveren, işçisine asgari ücret ödediğinde işçinin net ücreti 350 YTL’dır. Fakat işçi ve işveren hisseleri olarak 250 YTL ödenmektedir. İşverene maliyet 600 YTL olmaktadır.

Oysa kayıt dışında işçiye 500 YTL net ücret verildiğinde bunun işverene maliyeti 500 YTL’dir ve işçi de daha fazla ücret almaktadır. Bu durum “alan memnun veren memnun” özdeyişine tam uymaktadır. 

Kayıt dışı haksız rekabetin kaynağı

Tüm bu anlatılanların ortaya koyduğu sonuca göre, “kayıt dışı” istihdamı artırıyorsa, öyleyse kayıt dışı ile mücadeleye gerek var mı ? denilebilir. Kayıt dışı bir toplumdaki dengesizliklerin ve kötülüklerin kaynağıdır. Devlet aldığı vergilerle toplumsal adaleti ve düzeni sağlayacaktır. Bunu da kayıt düzeni içinde yapacaktır. Kayıt dışının kabul edilebilir bir oranı olabilir mi ? Tartışılabilir bir konu olabilir, ancak Ülkemizdeki olağanüstü boyutlar yanlış politikalar uygulandığının da işaretleridir.

Kayıt dışının büyüklüğü, karar alıcıları için bir uyarıdır. 

“Kurumlar vergisinin 10 puan düşürülmesiyle yabancı sermayenin Türkiye’ye gelişinin önündeki engeller sanki tümüyle temizlenmiş gibi demeçler izliyorum. Bu hiçbir zaman tek başına yeterli değil. Yabancı sermaye herşeyden önce eşitsizliğin önlenmesini istiyor. Yani kendi üretimini yapıp, normal vergisini öderken, rakibi olan bir yerli firmanın kayıtdışı üretim yapıp, hiçbir zaman vergi vermemesinin önüne geçilmesini yani eşit şartlarda rekabet istiyor. Bunun da yolu açık; kayıtdışı mutlaka önlenmek zorunda.”

Yukarıda alıntı yaptığımız yazısında Hürriyet Yazarı Sayın Erdal Sağlam böyle diyor. 

Tüm bunların sürekli yazılması ve söylenmesi önemli bir etki yapmıyor. O zaman bizler mi yanılıyoruz ?  

Çin örneği 

Çin önemli bir rakip olarak sadece bizim değil fakat tüm dünyanın karşısına çıktı.

Önlem olarak büyük miktarda yabancı sermaye yatırımı bu ülkeye gitti. Kendi ülkelerinde sağlayamadıkları maliyet avantajlarını orada yakalamaya çalışıyorlar.

Bunun sonucunda AB ve ABD gibi güç odakları, kendi ülkelerindeki üretimi korumak için Çin’e koymaya kalktıkları kotalar konusunda geri adım attılar.

Oysa bu ülkeler yakın bir geçmişte, Dünya Ticaret Örgütü aracılığı ile örneğin Uluslar arası Çalışma Örgütünün sözleşmelerinin uygulanmaması veya bu standartlara uyulmaması halinde ticari yaptırım uygulama kararları almaya çalışıyorlardı.

Ülkemiz de bu tehdit altındaki ülkelerden biriydi.

Şimdi kendi şirketleri, Çin’de bu standartları uygulama alanına koymuşlar mıdır ?

Yoksa Çin kendi yarattıkları bu standartlardan kurtulmak için bir araç olarak mı değerlendiriliyor ? 

AB ile görüşürken

Avrupa Birliği standartları ülkemize kuşkusuz önemli maliyetler getirecek.

Çevreden başlayan ve toplumsal yaşamın tüm alanlarını ilgilendiren düzenlemelerin yapılması istenecek bizden. Tümü de yapılması gerekli düzenlemeler olarak değerlendirilebilir.

Çalışma yaşamı açısından baktığımız zaman, örneğin yeni çıkarılan İş Yasasının bile yeterli olmadığı AB’den iletiliyor.

Oysa bu Yasa önemli ilerlemeler içerdiği ve uyum sağladığı gerekçesi ile çıkarılmıştı.

İş sağlığı ve güvenliği bakımından getirdiği hükümler ve bunlara dayanılarak çıkarılan yönetmelikler giderek AB standartlarından aynen çeviri olarak yayınlanmıştı.

Tüm bunlar yapılması gerekli unsurları içermekle beraber, hepsi birer maliyet artırıcı kalemlerdir.

Bu maliyet unsurlarına işletmelerin üzerlerindeki kıdem tazminatı yükleri de eklendiğinde karşımıza önemli maliyet artışları çıkıyor. Bunlar giderek ücretler üzerinde baskı unsuru yaratıyor, düşük ücretler ise yaşam kalitesini etkiliyor.

Bir kısır döngü başlıyor.

Bu noktada işletmelerin ayakta durması önem kazanıyor, kazanç arkadan geliyor. İşletmelerin ayakta durmalarını sağlamak için ise girdi maliyetlerinde gerekli avantajları sağlamak. Standartların uygulanması için yapılacak görüşmelerde ise gerçekçi davranmak ve konunun taraflarını işin içine katmak.

Yoksa peşinen kabul edilecek her şey üretim üzerinde etkili olacak. Sonunda Ülkenin üretim fonksiyonu ortadan kalkacak.   

Sosyal güvenlik de aynı durumda

Birkaç yazımızı ayırdığımız yeni sosyal güvenlik sisteminde anlatmaya çalıştığımız ve vurguladığımız noktalar, işgücü maliyetlerini yükseltici unsurlar. Bunlar diğer yönden işgücü gelirinde azaltıcı etkiler yaratıyor.

Sosyal güvenlikte daha iyi sonuçlar elde etmek için, gelir artışı hedefleniyor fakat yarattığı sonuçlar bakımından kayıt dışına itici olacak diye düşünüyoruz. 

Değerlendirme

Bu yazı vergi indirimi açıklamaları ve gündeme gelen asgari ücretin yeniden tespiti ile ilgili gelişmeler üzerine, çalışma yaşamı bakımından söylenenleri şöyle bir yeniden gözden geçirmek üzere hazırlandı.

Anlaşılıyor ki işgücü maliyetlerinin azalması için yapılması gerekenleri bir süre daha bekleyeceğiz. Zararların az olmasını dileyerek.

 

 

 

 

© Copyright 2003. All rights reserved. Contact: Kaan & Ufuk Powered by  Kaan Benokan