%@ Language=JavaScript %>
|
|
İŞ SÜRELERİ VE YENİ YASA’NIN GETİRDİĞİ OLANAKLAR
Türk çalışma yaşamının, 3’ncü Yasası olan 4857 Sayılı İş Yasası, kendinden önceki iki yasadan farklı bir biçimde tasarlandı ve ilgili taraflar arasında yoğun bir tartışma sonucunda yasa haline geldi. Farklılıklarından biri ve en önemlisi, işçi, işveren ve devlet kesimleri tarafından önerilen, iş hukuku öğretim üyelerinden oluşan, bir kurul tarafından hazırlanması olmuştur. Çalışma yaşamı’nın, işçi ve işverenin karşıt çıkarlarının, optimal biçimde düzenlenmesi halinde, dinamik yapısı nedeniyle, toplumsal yaşam içindeki pozitif katkısı artmaktadır. Bu noktada, üretim biçimlerinin belirlediği, çalışma ilişkilerindeki değişimlerin, iş mevzuatına aktarılmaları önem kazanmaktadır. Çalışma ilişkilerindeki hızlı gelişim, iş yasaları’nın bakış açılarında değişiklikler yaratmıştır. İş yasaları’ndan artık, istihdam yaratmak gibi sonuçlar da beklenmektedir. Çalışma yaşamında, iş süreleri, önemli bir yere sahiptir. Üretim maliyetlerinde, işçilik maliyeti içinde yer alır. Fazla çalışma gerektiği zamanlarda, maliyetlere etkisi vardır. Öte yandan, işçi bir insan olarak maddi, manevi varlığını korumak ve geliştirmek için boş zamana ihtiyaç duyar. Çalışandan istenilen verimin alınabilmesi de çalışma süresinin sınırlandırılmasını gerektirir. Bu nedenle çalışma süresi “günlük” ve “haftalık” sınırlamalarla düzenlenmiştir.[1] İş sözleşmesi, iş ilişkilerini belirleyen temel çerçeve olarak, iş sürelerinin düzenlenmesi bakımından da belirleyicidir. Yeni Yasa, iş sürelerinin düzenlenmesi için, bazı olanaklar getirmiş ve bunların iş sözleşmeleri ile düzenlenebilmesini öngörmüştür. Saydığımız nedenler ile, iş süreleri konusunda yapılacak bir incelemede, normal çalışma süresi, fazla çalışma ve hafta tatilinin birlikte ele alınması gereklidir. 1.Genel olarak iş süresi İş süresi deyiminden, işçinin kendini, işverenin emrine hazır tutmak zorunda olduğu süre anlaşılmaktadır. Yasa bu konuda bir tanım yapmazken, 6.4.2004 tarihli Resmi Gazete ile yayınlanan “İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği”, çalışma süresini, işçinin çalıştırıldığı işte geçirdiği süre olarak tanımlamaktadır (Y md 3). Zorunlu bazı halleri kapsayan durumlar da, çalışılmadıkları halde, “çalışılmış gibi” sayılırlar. Örneğin, işçilerin işveren tarafından, işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere, gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler gibi. Bunlar Yasa’nın 66’ncı maddesinde belirlenmişlerdir. Taraflar arasındaki iş ilişkisini somutlaştıran iş sözleşmesinin, taraflara yüklediği yükümlülüklerden biri, işçinin işverenin işinde belirli bir süre çalışmasıdır. Bu çalışma süresi yasa ile sınırlanmaktadır. Böylece çalışma sürelerinin, normal çalışma süreleri ve normalin dışındaki çalışma süreleri ayrımı ile incelenmesi olanağı vardır. 2. Normal çalışma süresi[2] İşçilerin çalışma sürelerini düzenleyen hukuk kuralları, hafta tatilini dikkate alırlar. İş Yasası’nın 63’üncü maddesinde, haftalık normal çalışma süresi, en çok 45 saat olarak sınırlandırılmıştır. Bu sürenin, haftanın günlerine, iş sözleşmesi ile belirlenen biçimde, günlük çalışma süresinin, en çok 11 saat olabileceği göz önüne alınarak, farklı biçimde dağıtılabilmesi olanağı vardır. Yasa’nın 46’ncı maddesinde, hafta içindeki çalışma günlerinde çalışarak, haftalık çalışma süresini dolduran işçinin hafta tatiline hak kazanacağı belirtilmektedir. Önceki İş Yasası, 1475 Sayılı Yasa, hafta tatiline hak kazanmayı, işçinin bu tatilden önceki günlerde, tam çalışması koşuluna bağlamıştı. Haftalık çalışma süresi, haftanın tatilden önceki 6 iş gününe veya 5 iş gününe eşit olarak bölünebiliyordu. Cumartesi günleri, yarım gün çalışma halinde, günlük çalışma süreleri buna göre ayarlanabiliyordu.. Haftalık çalışma süresi bu şekilde belirlenince, esnek uygulamalara olanak vermiyordu. İki yasa arasında, bu yönden bakınca, fazla çalışma kavramı da değişiklik göstermektedir. Haftalık çalışma süresi, işyerinin çalışma biçim ve ihtiyacına göre belirlenebilir. Burada unutulmaması gereken, çalışma şekline, işçinin iş sözleşmesi ile rıza göstermesidir. Haftalık olarak, en fazla 45 saat belirlenen çalışma saati, örneğin ilk dört gün, 10’ar saat, beşinci gün 5 saat olarak belirlenebilir. Veya bir başka şekilde, ilk üç gün 11’er saat, diğer iki gün 6’şar saat belirlenebilir. Bu farklı düzenlemeler, işyerinin ihtiyacına göre, farklı biçimlerde yapılabilir. Bu düzenleme ile iş sürelerine bir esneklik getirilmiştir. 1475 sayılı önceki İş Yasası’nda, yukarıda belirtilen çalışma düzenine göre, haftalık çalışma süresi, haftanın çalışılan günlerine, eşit olarak bölünmek zorundaydı. Böylece, öngörülen seçenekler, altı gün çalışma halinde günlük 7,5 saat, beş gün çalışma halinde günlük 9 saat veya Cumartesi kısmen çalışma halinde, örneğin Cumartesi 5 saat çalışılırsa, günlük 8 saat olarak belirlenmişti. Günlük çalışma süresi, belirlenmiş olan bu süreyi aşarsa, fazla çalışma olarak kabul ediliyordu. 4857 sayılı Yasa’ya göre, fazla çalışma, haftalık 45 saatlik süre aşılırsa söz konusu olabilir. 3. Fazla çalışma Normal çalışma, yukarıda belirtildiği şekilde, haftalık 45 saatlik süre içinde kalan çalışmalardır. Fazla çalışmanın, haftalık 45 saati aşan çalışmalarda, söz konusu olabileceğini belirtirken, her 45 saati aşan haftalık çalışmanın, fazla çalışma olmayacağını belirtmek istiyoruz. Bir kez daha belirtmek gerekirse, günlük çalışma süresi en çok 11 saattir. Bu süreye fazla çalışmalar da dahildir. Günlük 11 saatlik süre aşılamaz. Bu durumda fazla çalışma nasıl olacaktır ? Yasa’nın 63’ncü maddesinde, yine iş sözleşmesinde kararlaştırılması halinde uygulanabilecek şekilde, “denkleştirme” kavramı getirilmiştir. Fazla çalışmanın belirlenmesi ile yakından ilgilidir. 4857 sayılı Yasa, haftanın altı günü 11 saat çalışarak, haftada 66 saat çalışmaya olanak vermektedir. Burada 45 saatin üzerinde yapılan 21 saatlik çalışma, fazla çalışma sayılacak mıdır ? Sorusuna verilecek cevap, fazla çalışma olmayabilir olacaktır. Yeni Yasa’nın getirdiği imkanlardan biri de budur. Denkleştirme süresi kavramı mevzuatımıza ilk kez girmiştir. Yasa’nın 63’ncü maddesinde, tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresinin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde 11 saati aşmamak üzere farklı şekilde dağıtılabileceği belirtilirken, iki aylık dönem içinde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresinin normal haftalık çalışma süresini aşmaması gerektiği belirtilmektedir. 4 Denkleştirme Yasa denkleştirme süresi uygulaması bakımından iki sınırlama getirmiştir. Bunlardan biri, bu genel sınırlama olan günlük 11 saatin aşılmaması, diğeri ise, iki aylık bir dönem içinde yapılan çalışmaların ortalamasının haftalık 45 saat olmasıdır. Burada toplu iş sözleşmeleri ile haftalık çalışma süresi 45 saatin altında ise, bu süre esas alınacaktır. Ayrıca yine toplu iş sözleşmeleri ile bu “denkleştirme” dönemi 4 aya çıkarılabilir. Bir örnek gerekirse, örneğin ayın birinci haftası, normal çalışmanın üzerinde çalışılması gereken bir işyerinde (fazla çalışma yapılması gereken diyemiyorum), günde 11 saat olmak üzere, toplam 66 saat çalışıldı. Normal çalışmayı aşan 21 saatlik çalışma, bu çalışmayı izleyen iki aylık dönem içinde, herhangi bir hafta, işçilerin 21 saat eksik çalışmaları ile dengelenebilir. Bu tür çalışma, iki ay içinde dengelenebilecek ölçüde olmak üzere yapılabilir.Örneğin 5 hafta 66 saat çalıştıktan sonra, altıncı hafta 30 saat çalışılarak, işçilere iki hafta izin verilebilir. Bu yoğun çalışılan haftalara “yoğunlaştırılmış iş haftası” denilmektedir. İki aylık dönem, uygulamanın ilk gününden başlayarak, aynı güne rastlayan iki ay sonraki gündür. 5.Artırımlı serbest zaman Yasa’nın 41’nci maddesinde, fazla çalışma yapan işçinin istemesi halinde, en az yüzde elli zamlı ödenmesi gereken, fazla çalışma ücretini almak yerine, “artırımlı serbest zaman” olarak kullanabilme olanağı da vardır. Fazla çalışılan her saat yerine bir saat otuz dakika izin verilecektir. Bunun kullanılma süresi altı aylık bir dönem içindedir. Bu artırımlı süre ile yoğunlaştırılmış iş haftası nedeniyle verilen izinler birbirinden farklıdırlar. Denkleştirmeyi sağlamak için verilen izinler artırımlı değil normal saat olarak hesaplanır. 6. Çalışma süreleri ve AB[3] Konuya AB açısından bakmakta da yarar görüyoruz. İş sürelerini düzenleyen 93/104/EC sayılı Yönergeye göre, günlük kesintisiz en az 11 saatlik bir dinlenme süresi, her yedi günlük dönemde 24 saatlik bir dinlenme ve fazla çalışmalar da dahil olmak üzere haftalık 48 saatlik bir haftalık çalışma süresi öngörülmüştür. Komisyon 2003 yılı Aralık ayında Yönerge’nin revizyonu ile ilgili bir süreç başlatmıştır. Revizyonun yukarıda söz ettiğimiz denkleştirme süresinin (dönemini), işçinin onayı ile, haftalık çalışma süresi üzerinde bir çalışma yapabilmesine olanak verilmesinin, iş ve aile yaşamı arasındaki uyumu artırmak için, alınması gereken önlemler konusunun özellikle ele alınmasını kapsayacaktır. Söz konusu Yönerge 1993 tarihinde kabul edilmiştir ve on yıl sonra, yeniden düzenlenmesi gerektiği konusu gündeme gelmiştir. Ancak bu süreç devam etmektedir. Çalışma yaşamı ile ilgili konularda sosyal diyalog uygulamasına önem veren AB, bu konuda bir uzlaşma arayışı içindedir. Çalışma süresinin, yaşamsal bir önem taşıdığı ve tarafların konuya gösterdikleri hassaslık da bu sürecin uzamasından belli olmaktadır. Son söz Yeni İş Yasası, çağdaş gelişmeleri izlemeye açık bir yapıdadır. Uyum sağlamak için, gerekli alt yapısı vardır. Son yıllarda, dünyada ortaya çıkan rekabetin, işletmeler üzerindeki baskısını önlemek üzere, çalışma yaşamı bakımından gerekli esnekliğin bir bölümünü içermektedir. Sağladığı bu olanaklardan, işçi ve işverenin çıkarlarını dengeleyecek biçimde ve yaşam hakkının gereklerini de göz önüne alarak, yararlanma fırsatları bulunmaktadır. [1] Prof. Dr. Ercan AKYİĞİT, Yeni Mevzuata Göre Hazırlanmış İş Hukuku, Seçkin Yayınları, Sh. 266, 5. Baskı, Ankara, 2006 [2] AKYİĞİT, a.g.e. [3] Av. Şeyda AKTEKİN, Karar İncelemeleri, MESS Sicil Dergisi, Sayı 1, Mart’06, Sh.222
|
|
© Copyright 2003. All rights reserved. Contact: Kaan & Ufuk Powered by Kaan Benokan |