KIDEM TAZMİNATI
Kıdem tazminatı işçilere tanınmış önemli haklardan biridir. Getirdiği mali
yük bakımından da işverenler açısından önemlidir. Bu nedenle yoğun bir
şekilde tartışma ve uyuşmazlıklara konu olur.
Kıdem tazminatı söz konusu olunca ihbar öneli de konunun ayrılmaz bir
parçası haline gelir. İhbar öneli duruma göre ücret veya tazminat olarak da
karşımıza çıkar.
4857 Sayılı Yasa yaklaşık iki yıl önce değişti. Ancak 1475 Sayılı İş
Yasası’nın sadece kıdem tazminatına ilişkin 14’ncü maddesi yürürlükte kaldı.
Oysa yeni yasanın çıkmasına kadar varan sürecin başlangıcında iş güvencesi
ve kıdem tazminatı tartışmaları vardı. Bu tartışmaya son verebilmek için iki
kavram arasında denge kurulması düşünülüyordu. Kıdem tazminatının işverenler
üzerinde ağır bir yük oluşturması yanında pek çok işçinin hak ettikleri
tazminatı alamamaları da sorunun başka bir yönü. Bu noktada kıdem tazminatı
fonu kurulması ile bir çözüm bulunacağı düşünüldü ve bir taslak hazırlandı.
Ancak henüz bir gelişme yok ve bu konuda bir anlaşma sağlanabilmesi de zor
görülüyor.
Bu yazı dizisi ile konuya teknik olarak bakmak istiyoruz.
KIDEM TAZMİNATI NEDİR ?
Kıdem tazminatı
kavramı ilk kez 12.6.1936 tarihli ve 3008 sayılı İş Yasası ile çalışma
yaşamımıza girmiştir. Kıdem tazminatı’nın ne olduğu konusunda değişik
görüşler ortaya atılmıştır.
Bu görüşleri şu
başlıklarda özetlemek mümkündür.
1.İşçinin
yıpranması karşılığıdır.
2.Gecikmiş
bir ücrettir.
3.İşçinin
işyerine sadakatinin karşılığı olan bir ikramiyedir.
4.İş
güvencesini sağlar.
1927 sayılı Yasa
gerekçesinde yer alan bu görüşe göre “Kıdem tazminatı müessesesinin
işçilerin gelir ve iş güvenliğini sağlayıcı ve keyfi işten çıkarılma
işlemlerinin işçi aleyhine doğurduğu sonuçları giderici niteliği
yanında, güvenlikli ve gerçek hüviyetli bir sendikalaşma hareketine
yardımcı ve hatta büyük katkıda bulunabileceği de günümüzde kabul edile
gelen bir gerçektir.”
Savunanlara göre,
kıdem tazminatı ödenecek olması işten çıkarmayı caydırıcı etki yapar.
5.İşsizlik
sigortası niteliğindedir.
931 Sayılı Yasa’nın
gerekçesinde, “Kıdem tazminatı müessesesinin iş hayatına ilişkin
sakıncaları yönünden yapılan itirazlar göz önünde tutulmakla beraber
…henüz işsizlik sigortasının da kurulmadığı göz önünde tutularak bu
konunun sözü geçen sigortanın kuruluşu sırasında tekrar ele alınması
uygun görülmüştür.” Denilmiştir.
Son iki görüşün
geçerliği artık kalmamıştır. İş güvencesi İş Yasası kapsamında
düzenlenmiş
ve İşsizlik
Sigortası Yasası çıkarılmıştır.
Kıdem tazminatı,
yukarıda sayılan özellikleri de bünyesinde bulunduran iş hukukuna özgü
bir tazminat türüdür. Bu nedenle işsizlik sigortası ve iş güvencesi ile
birlikte değerlendirildiğinde işçi-işveren arasında tartışma konusu
olmaktadır.
Bu bölüm ile ilgili bazı yargı
kararlarına bakarsak, 3.11.1948 tarihli bir Yargıtay Kararı, “Tazminat
hakkı , iki tarafın arzu ve iradeleri nazarı itibara alınmayarak
mücerret işçiyi himaye etmek ve bir dereceye kadar zaruret ve ihtiyaçtan
kurtarmak maksat ve sebebine dayanmış olduğuna binaen” diyerek işçiyi
himaye eden ve iki tarafın da iradesinden bağımsız bir hak olduğunu
belirtmekte, 14.10.1951 Tarihli bir kararında ise, işverenin işçinin
hastalığı sırasında yaptığı yardımları tahakkuk eden kıdem tazminatından
mahsup edemeyeceğini ifade etmektedir.
KIDEM TAZMİNATI’NIN TARİHSEL GELİŞİMİ
3008 Sayılı İş Yasası’nın (12.6.1936 yılında yayınlandı ve bir yıl sonra
yürürlüğe girdi) “Fesih Bildirimi” ile ilgili 13’ncü maddesinde “Bütün
işçiler hakkındaki fesihlerde, beş seneden fazla olan her tam iş senesi
için ayrıca on beş günlük ücret tutarında tazminat dahi verilir.” Hükmü
vardı.
Bu hükme göre iş sözleşmesi işçi veya işveren tarafından ne şekilde
feshedilirse edilsin kıdemi beş yılı aşmış olması halinde işçiye
ödeniyordu.
25.1.1950 tarih ve 5518 Sayılı Yasa ile yapılan bir değişiklik ile,
işçinin kıdem tazminatı alabilmesi belirli koşullara bağlandı. İşverenin
iş sözleşmesini feshetmesi, askerlik veya işçinin belirli koşullara göre
feshetmesi gibi sınırlamalar getirildi. Kıdem tazminatına hak kazanma
süresi beş yıldan üç yıla indirildi.
8.2.1952 Tarih ve 5868 Sayılı Yasa ile aylık ve toptan ödeme alma
halinde de kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükmü geldi. Ancak bu
uygulamalar döneminde, Yargıtay , ölüm halinde işçinin mirasçılarına
kıdem tazminatı ödenemeyeceği ve yan ödemelerin de kıdem tazminatı
hesabına dahil edileceği konularında kararlar verdi.
12.8.1967 tarih ve 3008 Sayılı İş Yasası’nda “kıdem tazminatı”
başlıbaşına bir kavram olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemede, altı ayı
aşan sürelerin bir yıla tamamlanması, işçinin ölümü halinde
mirasçılarının kıdem tazminatından yararlanabilmeleri esası
getirilmiştir. Bu Yasa ile fikren çalışanlar ve bedenen çalışanlar
ayrımı kaldırılmış olduğu için kıdem tazminatından tüm çalışanların
yararlanabilmeleri olanağı sağlanmıştır.
3008 Sayılı Yasa 12.11.1970 tarihi itibariyle, Anayasa Mahkemesi
tarafından iptal edilmiştir. İptal kararı ardından çıkarılan 25.8.1971
Tarih ve 1475 Sayılı yasa ile iptal edilen Yasa’nın getirdiği hükümler
korunmuş, kıdem tazminatı süresinin (15 gün) iş sözleşmeleri ve toplu iş
sözleşmeleri ile artırılabileceği hükmü de getirilmiştir.
KIDEM TAZMİNATINDA ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİK YAPAN YASA
(1927 Sayılı Yasa)
12.7.1975 Tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 1927 Sayılı Yasa ile;
a) Kıdem tazminatına hak kazanmak için gerekli kıdem süresi 3 yıldan 1 yıla
indirilmiştir.
b)Her tam kıdem yılı için ödenecek tazminat miktarı 15 günden 30 güne
çıkarılmıştır.
c)6 ayı geçen kıdem süresinin 1 yıla tamamlanması şeklindeki hesaplamadan
vazgeçilmiştir.
d)Kıdem tazminatına esas olan 30 günlük ücret tutarının her yıl için dikkate
alınacak miktarı günlük asgari ücretin 30 günlük tutarının yedibuçuk katı
ile sınırlanmıştır.
e)Kamu kuruluşlarında geçen sürelerin birleştirilmesi ve bu toplam süreye
göre kıdem tazminatı ödenmesi hükmü getirilmiştir.
f)Kıdem tazminatı ödenmesi gerektiren nedenler arasına, Yasa’nın 16’ncı
maddesinin III’ncü fıkrasında sayılan nedenler de katılmıştır.
g)Kıdem tazminatına esas alınacak ücret tanımlanmıştır.
f)Sabit ve değişken ücretle çalışan işçilerin tazminatlarının hesaplanmasına
esas alınacak ücretlerin tanımı yapılmıştır.
g)Kıdem tazminatları için bir fon yasası çıkartılması hükmü getirilmiştir.
KIDEM TAZMİNATI TAVANI HÜKMÜNÜN İPTALİ
Kıdem tazminatına tavan getiren hüküm 1979 yılında Anayasa Mahkemesi
tarafından iptal edilmiş, bu nedenle 2320 Sayılı Yasa 17.10.1980 tarihinde
kabul edilmiştir.
Yasa ile tavan hükmü düzenlenmiş ve kıdem tazminatının belirlenen hükümlere
aykırı ödenmesi halinde hapis ve para yaptırımları öngörülmüştür. Kıdem
tazminatında işçi lehine esneklik içerecek toplu iş sözleşmesi hükümleri
böylece engellenmiştir. Esneklik sadece 30 günlük sürenin artırımına özgü
hale gelmiştir.
|