%@ Language=JavaScript %>
|
|
TARIM İŞLERİNİN İŞ KANUNU KAPSAMINA ALINMASI YETMEZ. Sanayi ve ticari işlere yönelik İş Kanunu kapsamına alınan tarım işlerine kanunun ve bazı hükümlerin uygulanabilmesi için özel düzenlemeler yapılmasına gereksinim var. İş güvencesi adı ile özdeşleşen ve 15 mart 2003 tarihinden itibaren fiilen uygulanacak olan 4773 sayılı yasa, on ve daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde iş sözleşmesinin feshi ve sonuçlarını yeniden düzenlerken, toplumun ve çalışanların büyük bölümünü ilgilendiren önemli bir başka konuyu daha düzenlemiştir. Tarım işleri, 4773 sayılı yasa ile İş Kanunu kapsamına alınmıştır. Ancak, kapsama girecek işyerleri sadece elli ve daha fazla işçi çalıştıran tarım işlerinin yapıldığı işyerleri ile sınırlandırılmıştır. Esasen, tarım işlerinde çalışanlara yönelik olarak Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından düzenlenmiş standartlarla, Avrupa Birliği (AB) tarafından iş ayırımı yapılmadan benimsenmiş çalışma standartlarının, AB üyeliği yolunda adımlar atan ülkemizde bugüne kadar yasal olarak düzenlenmemiş olması önemli bir eksikliktir. Bu nedenle, tarım işlerinin sınırlı olarak da olsa İş Kanunu kapsamına alınması olumlu bir gelişmedir. Düne kadar, sanayi ve ticari işlere göre niteliksel farklılığı, doğaya olan bağımlılığı ve feodal ilişkilerin varlığı gibi nedenlerle tarım işlerinin İş Kanunu kapsamına alınması yerine ayrı özel bir yasa ile düzenlenmesi yaklaşımı benimsenmiştir. Bu nedenle, biri 1964, diğeri 1978 yıllarında olmak üzere iki ayrı tarım iş kanunu tasarısı hazırlanmıştır. Hatta, 1475 sayılı İş Kanununun tarımda asgari ücret konusunu düzenleyen geçici maddesinde halen tarım iş kanununun düzenleneceğinden söz edilmektedir.Fakat özel yasa düzenlenememiştir. Bugün ise, makine ve kimyasalların yoğun biçimde kullanılmaya başlaması, sanayi tipi üretime geçilmesi böylece tarım işlerinde doğaya olan bağımlılığın azalması, sendikal örgütlenme ile toplu sözleşmeli çalışmaların yaygınlaşması, feodal ilişkilerin azalması gibi nedenlerle, tarım işleri için ayrı bir yasa düzenlenmesine gerek kalmadığı İş Kanunu hükümlerinin tarım işlerine de uygulanabileceği görüşü öne çıkmıştır. Bu bağlamda, tarım işleri 4773 sayılı yasayla İş Kanunu kapsamına alınmıştır. Ancak yine de, fordist üretim biçimine ve tam zamanlı çalışma esasına göre kurgulanmış İş Kanununun tarım işlerine uygulanması sırasında çıkabilecek olası sorunlar dikkate alınarak, yasadan yararlanacak tarım işlerinin yapıldığı işyerleri, elli ve daha fazla işçi çalıştırılan işyerleri ile sınırlandırılmıştır. Böylece tarım işlerinin görüldüğü işyerlerinin büyük bir bölümü yine çalışma standartlarının dışında bırakılmıştır. Üstelik, İş Kanunu kapsamına alınan tarım işlerinin yapıldığı işyerleri ne ölçüde dar tutulmuş olursa olsun, nitelik olarak farklı bir alanı düzenleyen İş Kanunu hükümlerinin uygulanabilmesi için bazı maddelerinde en azından tarım işlerine yönelik özel düzenlemelerin yapılmasına gereksinim bulunmaktadır.Aksi takdirde İş Kanunu kapsamında olsalar da, bazı tarım işlerinin görüldüğü işyerlerinde çalışan tarım işçilerine yasanın veya bazı hükümlerin uygulanma şansı olamayacaktır. Bu nedenle; - 2 - İş Kanunundaki sürekli/süreksiz iş tanımı yeniden yapılmalıdır. İş Kanununa göre niteliği gereği 30 günü geçmeyen işler süreksiz iş olup, bu işlere İş Kanunu hükümleri uygulanmayacaktır. Özellikle pamuk, tütün, fındık gibi toplayıcılık işleri, niteliği gereği süreksiz iş olmaya aday işlerdendir. Ülkemizin pek çok yöresinde yaygın olarak gerçekleşen ve emek yoğun olduğu için büyük olasılıkla İş Kanunu kapsamına da girebilecek olan bu işlerde çalışanlar, bu kez süreksiz işte çalışmalarından dolayı İş Kanunu hükümlerinden yararlanamayacaklardır. Görüleceği üzere, süreksiz iş niteliğinde olmaları nedeniyle pek çok tarımsal iş ilişkileri özel düzenlemeler yapılmadıkça İş Kanunundan fiilen yararlanamayacaklardır. Bu durumda tarım işlerinin İş Kanunu kapsamına alınmış olmasının bir anlamı kalmayacaktır. Amaç, kapsama giren tarım işyerlerinde çalışanları İş Kanunundan yararlandırmak olduğuna göre, sürekli/ süreksiz iş tanımının bu sorunu giderebilecek şekilde yeniden yapılmasına, veya tarım işleri için ayrık bir düzenleme getirilmesine gereksinim bulunmaktadır. Tarım işleri açısından çalışma süreleri esnetilmelidir. Çalışma süreleri, İş Kanununa göre günlük ve haftalık olarak belirli ve değişmez bir yapıya sahiptir. Sanayi ve ticari işlerde bile çalışma sürelerinde esnekliğin gereksinim haline geldiği bir konumda, tüm tarım işlerinin günde 7.5, haftada 45 saate uyabilecek şekilde yürütülebileceğini düşünmek olanaklı değildir. Bu nedenle, tarım işlerinin niteliği dikkate alınarak esnekliğe olanak verecek şekilde çalışma sürelerinin düzenlenmesine gereksinim bulunmaktadır. Nitekim, AB nin 93/104/AET sayılı yönergesine uygun olarak yeni İş Kanunu tasarısında, çalışma süresinin dört aylık bir dengeleme dönemi içinde, ortalama olarak haftada 45 saati ve günde 11 saati geçmeyecek şekilde günlük ve haftalık çalışma sürelerinin farklı olarak belirlenebilmesine olanak sağlanmıştır. Bu olası düzenleme, tarım işlerinde duyulacak gereksinimi karşılayabilecek niteliktedir. Aksi takdirde, tarım işçileri fiilen yasal sürelere uyulmaksızın çalışacaklar ve fakat takip, denetim ve hak arama zorlukları nedeniyle bu çalışmalar karşılıksız kalabilecektir. Ayrıca, bir taraftan ekimin zamanında yapılması, ürünün en kısa sürede toplanması zorunluluğu, diğer taraftan örneğin gezici tarım işçilerinin durmaksızın işi tamamlama istekleri (gezici olduklarından ve yaptıkları işin miktarına göre ücret aldıklarından) dikkate alındığında esneklik ihtiyacının, hafta tatili uygulamasında da ortaya çıkabileceği düşünülmektedir. Nitekim AB nin yukarıda belirtilen yönergesi, hafta tatili açısından da iki haftalık dengeleme süresini gündeme getirmiştir. Buna göre, birinci hafta içinde kullanılmayan dinlenme hakkı, ikinci hafta sonunda topluca kullanılabilecektir. Hatta, birinci hafta tatili kısmen kullanılmışsa, kalan kısmının ikinci hafta tatili ile kullanılması olanaklı kılınmaktadır. Bu düzenlemeye tarım işlerinde özellikle gereksinim duyulacağı açıktır. Esasen, inşaat sektöründe çalışanlar açısından yaşanan gezici işçilikte de aynı ihtiyaçların ortaya çıktığı bilinen bir gerçektir. Genellikle hafta tatilleri biriktirilir ve iki haftada bir bazen ayda bir topluca alınarak memlekete gidilir ve ihtiyaçlar görüldükten sonra işyerine geri dönülür. Bu uygulamalar, İş Kanunundaki kesin kurallara karşın yaşanan bir gerçektir. Üstelik, sanayi ve ticari işlerde hafta tatili hakkını bu şekilde esnek olarak kullananların sayısı, bu alandaki - 3 - toplam işgücü açısından küçük bir yer tutacaktır. Halbuki, tarım işlerinde bu tür esnek uygulamaya duyulacak ihtiyaç, yüksek bir olasılık olacaktır. Bu nedenle, tarım işlerinde hafta tatillerinin kullanılması isteniyorsa, AB yönergesine uygun bir esnekliğin tarım işyerleri için gündeme getirilmesi gerekir. Aksi takdirde, tarım işlerinde hafta tatillerinin fiilen kullanılamaması riski ortaya çıkabilecektir. Yıllık izne hak kazanma koşulları değiştirilmelidir İş Kanunu, sanayi ve ticari işlerden mevsimlik olanlarda çalışanlara yıllık izin hakkı tanımamıştır. Ancak bunlar, sanayi ve ticari işlerin tamamı içinde küçük bir yer tutar. Halbuki tarım işlerinin önemli bir bölümü mevsimliktir. Bu durumda, mevsimlik işlerde çalışanlara yıllık izin hakkı tanınmadığı sürece, İş Kanunu kapsamına giren tarım işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların önemli bir bölümü yıllık izin hakkından yoksun kalacaktır. Halbuki, ILO’nun 101 sayılı sözleşmesine göre, tarım işlerinde çalışanlara da ücretli yıllık izin hakkı tanınmıştır. Giderek, mevsimlik ve geçici işçilerin de diğer işçilere tanınan haklardan eşit olarak yararlanacakları görüşü ağırlık kazanmıştır. Örneğin, Fransa’daki uygulamaya göre, işçiler çalıştıkları her ay karşılığında en az bir buçuk gün yıllık izne hak kazanmaktadır. Bazı ülkelerde ise, yıl içinde belirlenmiş süreyi çalışanlara ücretli yıllık izin hakkı tanınmaktadır. Bu nedenlerle, uluslararası çalışma sözleşmeleri dikkate alınarak, tarım işlerinde ve doğal olarak sanayi ve ticari mevsimlik işlerde çalışanlara da ücretli yıllık izin hakkı verecek yasal düzenlemenin yapılması gerekmektedir. Gezici tarım işçileri için özel düzenlemeler yapılmalıdır Özellikle pamuk, fındık, çay, tütün toplama faaliyetlerinde yoğun olarak karşımıza çıkan gezici tarım işçileri, sanayi ve ticari işlerdeki gezici işçilerden oldukça farklı bir tablo çizmektedir. Gezici tarım işçileri genellikle tüm aile fertleri, erzakları, araç gereçleriyle birlikte çalışmak üzere iş arayacakları yöreye intikal etmektedir. Bu nedenle, gittikleri yörenin yöneticileri tarafından gösterilen yerlerde konaklarlar. Konaklamaları için gösterilen yerlerde kendi olanakları ile orada barınmaya çalışırlar. Tuvalet, temiz su, hazır barınma yerleri genellikle yoktur. Çocuklar dahil aile olarak gelindiğinden ve herkes çalıştığından, çocukların bırakılabileceği ve bakılabileceği yerler yoktur. Büyük çocuklar da aileye katkıda bulunmak için çalışır. Tarım ilaçlarından, güneş yanıklarından en çok zarar görenler, barınacakları özel mekanları olmayan çocuklar olmaktadır. Gezici tarım işçilerini çalıştıran işyerlerinin İş Kanunu kapsamına girmesi halinde, sürekli/süreksiz iş tanımında tarım işleri için özel düzenleme yapılmadığı sürece, süreksiz iş niteliğinde değerlendirilerek İş Kanunu hükümleri açısından işverene düşen bir yükümlülük olmayacaktır. İş kanununun sağlık ve güvenliğe yönelik hükümlerinin uygulanacağını bir an için varsaysak bile, bu işçilerin beraberlerinde getirdikleri özel sorunları çözebilecek yükümlülüklerin varlığı istenen düzeyde olamayacaktır. Bu nedenle, gezici tarım işçilerine yönelik sorunların çözümü için İş Kanununda ayrık düzenlemeler yapılmasına gereksinim bulunmaktadır. Örneğin Pakistan’da, gezici tarım işçileri için tuvalet ve temiz su bulunduran uygun barınakların yapılması yanında, çocukların bakılabilmeleri ve eğitimden geri kalmamaları için eğitilebilecekleri mekanların oluşturulması yönünde yasal düzenlemelere yer verilmiştir. - 4 - Sonuç Tarım işlerinin 1475 sayılı İş Kanunu kapsamına alınmasındaki amaç, yasayla getirilmiş haklardan tarım işlerinde çalışanların da yararlanabilmelerini sağlamak olacağına göre, yukarıda değinilen özel düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Aksi takdirde, tarım işlerinin İş Kanunu kapsamına alınmış olması eylemsel bir sonuç vermeyecek, haklar kağıt üzerinde kalacaktır.
Doğan Keskin İş Başmüfettişi 23.12.2002 Radikal Gazetesine yayınlanmak üzere gönderildi. |
|
© Copyright 2003. All rights reserved. Contact: Kaan & Ufuk Powered by Kaan Benokan |