<%@ Language=JavaScript %> ÇALIŞMA HAYATI
              

Ana SayfaMevzuatMakalelerGüncel BilgilerİstatistiklerSorularEnglishLinkler

Toplu İş HukukuBireysel İş Hukukuİş Sağlığı ve GüvenliğiYargı KararlarıBireysel EmeklilikKitaplarSağlıkSSK

Çalışma YaşamındanArşiv

 

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNDE NE OLUYOR ?

 

Değişiklik neden gerekiyor ?

Bu yazımızda 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nı esas alarak, TBMM’de yeniden ele alınan ve sosyal güvenlik sistemini yeni baştan düzenlemeyi amaçlayan tasarının, bazı hükümlerini değerlendirmeye çalışacağız.

Sosyal güvenlik sistemleri tüm dünyada yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor. Giderek yaşlanan nüfus ve istihdamda azalmalar sistemde açıklara yol açarken, Ülkemizde tersine bir gelişme yani genç nüfusun şimdilik fazla olması bu yönden gelecek etkileri önlemekle beraber yetersiz istihdam ve kayıt dışı çalışmanın anormal boyutlarda büyük olması sistem üzerinde baskı yaratıyor. Yaşlılık ve sağlık fonları giderleri karşılamada yetersiz kalıyor. Bunun öteden beri gelen nedenleri var.

Bunlardan biri zamanında toplanan fonların, yeterince değerlendirilmemesi. Kağıt üzerinde kalan özerk bir yapı, siyasal nedenlerle hayata geçirilmemiş, böylece işçi ve işverenden kesilip, işçinin sigortalanması yönünde işlemesi gereken mekanizma, gerçek sahiplerinin yetersiz güçte temsili ile siyasal bir araç ve hazineyi fonlama aracı olarak kullanılmıştır. Emeklilik yaşları artırılıp azaltılmıştır.

Kurumun kaynakları, kaçaklar nedeniyle zorlanmış, bu kaçaklara bazen bilerek göz yumularak, Kurum sırtından bir çeşit genel sağlık sigortası uygulaması yapılmıştır. Örneğin bir mahallenin bir kişinin sağlık karnesinden yararlandığı haberleri gazetelerde yer almıştır. 

Emeklilik yaşındaki değişiklikler

Yaşlılık sigortasının uygulamaya konulduğu yıllarda, 1950 yılında ortalama yaşam süresinin bugüne göre daha düşük olmasına, örneğin kadınlarda 54-82, erkeklerde 51-66 olmasına karşın, her iki grup için de emeklilik yaşı, 60 olarak belirlenmişti.

Ülkemizde 1969 yılından sonra, emeklilik koşullarında yapılan kolaylaştırıcı düzenlemeler sonucu, yaş koşulu kaldırılmış, hizmet süresi ve gün sayısına bağlı emeklilik uygulaması getirilmiş, böylece kadınlara 38, erkeklere 43 yaşında emeklilik olanağı sağlanmıştır.

Yıllar itibarıyla yapılan bir incelemede  şu örneklere rastlıyoruz.

1950 yılında kadın ve erkek 60, 1965 yılında kadın 55, erkek 60, 1969 yılında kadın 38, erkek 43, 1986 yılında kadın 55, erkek 60, 1992 yılında kadın 38, erkek 43, 1999 yılında kadın 58, erkek 60 yaşında emekli olabiliyordu. 

Aktif-pasif dengesi

Yaşam süresinin artmasına karşın emeklilik yaşının düşürülmesi, aktif sigortalı sayısının azalması, buna karşılık pasif sigortalı sayısının (emeklilerin) artması sonucuna yol açmış ve bu ikisi arasındaki dengeye dayalı olan sosyal güvenlik sistemi açıklar vermeye başlamıştır.

Bazı ülkelerde bu oran, örneğin Fransa’da  1990 yılında 2.5 düzeyindeyken bizde 1997 yılında 1.77 idi. Oran Fransa’da 2020 yılında 1.8’e düşecek. Bizde ise 2010 yılında 1.32 olacağı hesaplanıyor. 

Sağlık sigortası   

Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devri ve özel eczanelerden de, sigortalıların ilaç almalarının sağlanması sonucunda, sağlık giderlerinde önemli artışlar oldu ve bu oluşum genişliyor.  

Açıkların giderek artması

Yukarıda sayılan tüm nedenler sonucunda, mevcut üç sosyal güvenlik kurumunun gelir, gider dengeleri açık vermekte ve bu açıklar Hazine tarafından karşılanmaktadır.

Sisteme eleştirilerin bir bölümü de, sosyal güvenlikte devlet katkısının olmamasıdır. Bu nedenle Hazine katkısının, devletin sisteme yapmadığı katkı yerine geçtiği de söylenmektedir. 

Tasarı kurumları birleştiriyor

Halen TBMM gündeminde bulunan tasarı, öncelikle üç sosyal güvenlik kurumunu, Sosyal Sigortalar, Bağ-Kur ve Emekli Sandığını birleştiriyor. Bu üç kurum, farklı kesimlerin sosyal güvenliklerini sağlıyorlar. Bu kesimlerin şimdiye dek farklı statüleri oldu ve bunlar devam edecek. Bunlara uygun sosyal güvenlik sistemi hangi paydada eşitlenecek. Şimdilik bu sorunun cevabı yok. Eşitlenmesi gerekli mi veya eşitlemenin koşulları nasıl sağlanabilir ? 

Genel sağlık sigortası da kuruluyor

Tasarının adı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Tasarısı”. Tasarı ile mevcut üç sosyal güvenlik kurumu bir çatı altına alınıyor. Ayrıca aynı kanunda, genel sağlık sigortası da kuruluyor.

506 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasası amacını, “İş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu kanunda yazılı şartlarla sosyal sigorta yardımları sağlanır.” Şeklinde belirtiyordu.

Tasarı ise amacını, Bu Kanunun amacı, kısa ve uzun vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri sosyal sigorta riskleri karşısında güvence altına almak; bu sigorta kollarından yararlanacak kişileri ve sağlanacak sosyal sigorta haklarını, bu haklardan yararlanma şartlarını, sosyal sigortaların finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir .” tanımı ile  ifade ediyor. 

Tasarının  temeli Sosyal Sigortalar Yasası

Yasa Tasarısı hazırlanırken  SS Yasası esas alınmış,  diğer yasaların hükümleri buna adapte edilmiş, farklar belirtilmiş. Yasada kimlerin sigortalı sayılacağı aynen şu şekilde belirtilmiş.

“Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;

a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,

b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan;

1) Esnaf ve sanatkârlar,

2) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar,

3) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr sicili ile birlikte kanunla kurulan meslek kuruluşlarına usûlüne uygun olarak kayıtlı olanlar,

4) Anonim şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları,

5) Tarımsal faaliyette bulunanlar,

c) Kamu idarelerinde;

1) Kadrolu olarak çalışanlar,

2) (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı olmayı gerektirmeyecek şekilde sözleşmeli olarak çalışanlar ile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar, sigortalı sayılırlar. Birinci fıkranın (a) bendi kapsamına giren sigortalılara ilişkin hükümler, işçi sendikalarının yönetim kurullarına seçilenler; bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar; düşünür ve yazarlar; 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanuna göre çalıştırılan koruma bekçileri ile 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununda belirtilen umumi kadınlar hakkında da uygulanır.

Birinci fıkranın (c) bendi kapsamına giren sigortalılara ilişkin hükümler, kuruluş veya personel kanunları gereğince seçimle veya atama yoluyla göreve gelenler; Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, belediye başkanları, harp okulları ile fakülte ve yüksek okullarda Türk Silahlı Kuvvetleri hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askerî öğrenci olanlar ile astsubay meslek yüksek okulları ve astsubay naspedilmek üzere temel askerlik eğitimine tabi tutulan adaylar ile fakülte veya meslek yüksek okullarında kendi hesabına okuduktan sonra veya askerlik hizmetini müteakip muvazzaf subaylığa, astsubaylığa, uzman jandarmalığa veya uzman erbaşlığa geçirilenler hakkında da uygulanır.” Bu tanıma göre artık emekli sandığı üyesi, bağ-kur’lu, ssk’lı kavramları kalkıyor. Herkes sigortalı. 

İş kazası tanımı genişliyor

İş kazası tanımı Sosyal Sigortalar Yasasında bulunuyor. Buna göre diğer ölçütler yanında,

“Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında,…” meydana gelen kazalar da iş kazası sayılıyordu. Bu hüküm aşağıdaki şekilde genişletiliyor.

“Sigortalıların, işe başlama ve işten ayrılma saatleri dikkate alınarak, mutad güzergâhında işe gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.”

Bu durumda evinden işine gitmek üzere çıkan ve yine işinden evine gitmek üzere ayrılan herkesin uğradığı kazalar iş kazası sayılacak. Bu kavrama yukarıda sayılan tüm sigortalılar dahil olacak.

 

Prim süreleri yükseliyor

 Sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının; En az 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması gerekiyor.

Bugün için ise “Toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her  yılı için ortalama olarak 180 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması”  yeterli. 

Yaşlılık aylığı bağlanması için prim süresi de artıyor

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olanlar; Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olmaları ve en az 9000 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartıyla yaşlılık aylığından yararlanabilirler.

Mevcut Yasaya göre,kadınlar 58, erkekler ise 60 yaşını doldurmuş olmak ve en az 7000 gün veya,

kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olmak, 25 yıldan beri  sigortalı bulunmak ve en az 4 500 gün,

Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak koşulu ile emekli olabilirler..

Ayrıca Tasarı,  yaşlılık aylığından faydalanmak için kadın için 58, erkek için 60 olan yaş koşulunu;

1/1/2036–31/12/2037 tarihleri arasında kadın ise 59, erkek ise 61,

1/1/2038–31/12/2039 tarihleri arasında kadın ise 60, erkek ise 62,

1/1/2040–31/12/2041 tarihleri arasında kadın ise 61, erkek ise 63,

1/1/2042–31/12/2043 tarihleri arasında kadın ise 62, erkek ise 64, şeklinde aşamalarla uzatıyor.

1/1/2075 tarihinden itibaren ise kadın ve erkek 68, yaşını doldurmuş olmak koşu1u ile emekli olabilecekler.

 

İsteğe bağlı sigorta 

İsteğe bağlı sigorta, Kanuna göre zorunlu sigortalı sayılmayanların, prim ödemek suretiyle uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmalarını sağlayan sigortadır.

İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için; Kanuna tabi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamak veya kendi çalışmaları nedeniyle aylık bağlanmamış olmak, 18 yaşını doldurmuş bulunmak gerekiyor.

İsteğe bağlı sigortalılık önemli ölçüde kolaylaştırılıyor.

İsteğe bağlı sigortalılar, prime esas kazancın alt sınırı ile üst sınırı arasında belirleyecekleri kazanç üzerinden % 20 oranında malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile % 12 oranında genel sağlık sigortası primi ödeyecekler.

İsteğe bağlı sigorta priminin, sigortalı tarafından belirlenecek gün sayısı esas alınarak ait olduğu ayın sonuna kadar ödenmesi zorunlu. İlgili ay içinde ödenmeyen isteğe bağlı sigorta primleri, prim ödeme gün sayısının hesabında dikkate alınmayacak.

İsteğe bağlı sigortalı olanlar, bakmakla yükümlü olunan kişi bile olsalar, genel sağlık sigortası  kapsamında sigortalı sayılacakları için, genel sağlık sigortası primini de ödemekle yükümlü olacaklar 

İsteğe bağlı sigortanın sona ermesi

İsteğe bağlı sigortalılık;

a) Kısmi zamanlı çalışanlar hariç olmak üzere, sigortalı sayılanları düzenleyen maddeye göre çalışmaya başlayanların çalışmaya başladıkları tarihten,

b) İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebinde bulunanların, primi ödenmiş son ayın bitiminden,

c) Aylık veya gelir bağlama talebinde bulunanların, aylığa veya toptan ödemeye hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden,

d) Ölen sigortalının ölüm tarihini takip eden aybaşından,

e) Genel sağlık sigortası priminin üst üste iki aydan fazla süre ile ödenmemesi durumunda, son primin ait olduğu ayı takip eden aybaşından, itibaren sona erer.  

Bugün uygulanan sisteme göre, 1180 gün sigortası olan sigortalılar, eğer sigortalı olmaları gereken bir işleri yoksa, isteğe bağlı sigortalı olabiliyorlar. Tasarı isteğe bağlı sigortalılığı oldukça yaygın bir biçime getiriyor.

Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlar, çalışmadıkları süreler için isteğe bağlı sigortalılık sistemini kullanacaklar. Tasarı bu kişileri buraya yönlendiriyor.   

Gelir ve aylık bağlanmayacak haller

Ölen sigortalının hak sahiplerinden;

a) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık alan sigortalıyı, kasten öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenlere veya bu Kanun gereğince sürekli iş göremez hale veya malûl duruma getirenlere,

b) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıya veya gelir ya da aylık alan sigortalıya veya hak sahibine karşı ağır bir suç işlemesi veya bunlara karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle ölüme bağlı bir tasarrufla mirastan çıkarılanlara,

c) Sonraki eşinden dolayı bu Kanuna göre gelir veya aylığa hak kazanan dul eşe önceki eşinden,

d) Evliliğin ölüm nedeniyle son bulması halinde, eşinden dolayı bu Kanuna göre gelire veya aylığa hak kazanan çocuklara ana veya babadan, gelir veya aylık bağlanmayacak. 

Genel Sağlık Sigortası kapsamındaki kişiler ve tescili ile genel sağlık sigortalısı sayılanlar

Türkiye’de yerleşik kişilerden;

a) Sigortalı sayılanlar ile isteğe bağlı sigortalı olan kişiler,

b) (a) bendine göre sigortalı sayılmayanlardan; 1) 18/6/1992 tarihli ve 3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yeşil kart verilen kişiler, 2) Vatansızlar ve sığınmacılar, 3) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler, 4) 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alan kişiler, 5) 28/5/1986 tarihli ve 3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler, 6) 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler, 7) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişiler, 8) 5434 sayılı Kanuna göre vazife malûllüğü aylığı alan er, erbaş ve sivil görevliler,

c) Yerleşim yeri Türkiye olmayan Türk vatandaşları ile oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından bu maddenin (a) bendine göre sigortalı sayılmayanlardan Türkiye’de bir yıldan fazla süreyle yerleşen kişiler,

d) 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu gereğince işsizlik ödeneğinden yararlandırılan kişiler,

e) Gelir veya aylık alan kişiler, f) (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde belirtilenler dışında kalan kişiler, genel sağlık sigortalısı sayılır. 

Genel sağlık sigortalısı sayılanlar, sigortalı olarak tescil edilmiş olmaları durumunda, genel sağlık sigortası bakımından da tescil edilmiş sayılacaklar. 

Genel sağlık sigortalısı sayılanların çocukları, 18 yaşına kadar genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak tescil edilmiş sayılacak. Bu hükmün uygulanmasında sigortalı sayılan kişinin tescil edilmiş olması şartı aranmayacak. Yeni doğan çocuğun anne veya babası yok ise 18 yaşına kadar, primi Devlet tarafından ödenmek üzere genel sağlık sigortalısı olarak tescili yapılacak. 

Kurumca sağlanmayacak sağlık hizmetleri

Bu Kanun kapsamında Kurumca sağlanmayacak sağlık hizmetleri şunlar:

a) İş kazası ve meslek hastalığı ile kaza veya hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan uzuv kayıplarının vücut bütünlüğünü sağlayacak şekilde tamamlanması dışında estetik amaçlı yapılan tıbbî işlemler,

b) Yardımcı üreme tekniklerine ilişkin tanı ve tedavi işlemleri,

c) Alternatif tıp uygulamaları.

 

 

 

 

© Copyright 2003. All rights reserved. Contact: Kaan & Ufuk Powered by  Kaan Benokan